Ben güzel ruhuna aşık oldum senin. Sadece bu yüzden sadakat kokuyor bu tutku.
Çünkü sen ebedi ruh hastalığım olacaksın benim.
Gözle değil ruhla görülendir aşk. Azap denizinden ruha sabır üfleyen bir dilde
çıkan sevgi demetidir aşk. Onsuz olunamayacağını düşünenler için bulunmaz bir
erdemdir aşk.
Yani seninle çoğalan bir çağlayandır aşk. Onu gördüğünde için titrerken, sana
gözleri dudaklarından önce tebessüm ederse işte AŞK budur!
Seni ah seni.. Çıkmaz sokaklara hapsettiğim gülüşünü, dağlara savurduğum
gülüşünü, duvarları boyadığım gülüşünü, derbeder ruhlara nakşettiğim gülüşünü,
bileğime morfinlerle damıttığım gülüşünü, çiçeklerle yarıştırdığım gülüşünü,
amber kokulu gülüşünü.. Ve seni… Beni kör kuyulardan sonsuz dehlizlerden çıkaran
seni seviyorum!
Kadehime lacivert bir akşam çöküyor gülüm. Zehrini akıtarak çöküyor. Kartana
çeviriyor her saniyeyi. Üşüyorum! Üşüdükçe seni daha çok özlüyorum.
Denize her bakışta sular alevleniyor. Hangi akşamlarda saklı gözlerin bilmiyorum
ama ellerin bütün sırlarımı örtüyor. Avucumda yanık bir gül kokusu bırakıyosun.
Eğer seni nasıl ve ne kadar sevdiğimi öğrenmek istiyorsan bana yeni bir dil
bulmalısın çünkü sana olan sevgimi anlatmak için kelimeler bulamıyorum.
İnan her günün sabahı gözlerimde senin gözlerinin görme umudu olmasaydı sevgilim
hiç uyanmazdımm.
Sevgilisine sorar kız; beni ne kadar seviyorsun? Erkek, minik bir serçenin
gözyaşı kadar seviyorum. der.. Kız, o kadar az mı seviyorsun? der.. Erkek,
serçeler gözyaşı döktükleri an ölürler der ve susarlar..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder